İtalya'da göçmen ölümü polis şiddeti tartışmalarını alevlendirdi

İtalya'da, Bologna'da polis operasyonu sırasında 42 yaşındaki Faslı Abderrahim Fakir'in kalp krizi geçirerek ölmesi, polis şiddeti tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Fakir'in psikotik bir kriz geçirdiği ve ambulans istediği, ancak önce polisin geldiği belirtiliyor. Görgü tanıklarına göre Fakir, iki polise saldırmaya ve araçlarına zarar vermeye çalıştı.
Orijinal başlık (Yunanca): Αναψε φωτιές στην Ιταλία ο θάνατος μετανάστη μετά από αστυνομική βία
Bu bir özettir. Haberin tamamı için orijinal Yunanca kaynağı ziyaret edin.
EfSyn sitesinde okuBu haberi paylaş
İlgili Haberler
Türkiye, Doğu Akdeniz'de Doğalgaz Boru Hattı İçin NAVTEX İlan Etti ve Oruç Reis'i Gönderdi
Türkiye, Doğu Akdeniz'de 101 kilometrelik bir doğalgaz boru hattı inşa etme planı kapsamında 30 Ağustos'a kadar geçerli bir NAVTEX ilan etti. Bu NAVTEX, Oruç Reis sismik araştırma gemisine planlanan boru hattı güzergahı boyunca araştırma yapma yetkisi veriyor. Türk medyasına göre, bu çalışmalar 10 Temmuz'da Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan mutabakat zaptının devamı niteliğinde. Bu son NAVTEX, Türkiye ile Yunanistan arasında 2020'de yaşanan ve Doğu Akdeniz'deki gerilimi artıran deniz anlaşmazlığını hatırlatıyor.
Gerilim Stratejisinin Kurbanı
Mitsotakis hükümeti, 2019 seçim kampanyasından bu yana 'gerilim stratejisini' iç politika aracı olarak kullandı. Bu strateji, aşırı neo-liberal ve muhafazakar politikalarıyla uyuşmayan herkesi 'iç düşman' olarak hedef gösterdi. Bu yaklaşım, partinin dar sınırlarının ötesine geçerek muhalif siyasi alanlardan bile destek ve kadro çekerek hükümetin konumunu güçlendirmesine olanak sağladı. Ancak bu strateji, uluslararası alanda karanlık devlet yapılarının denediği ve 20. yüzyıl tarihinde toplumlar ve demokrasi için trajik sonuçlar doğurduğu bilinen bir yöntemdir.
Madde 16: Tilki Pazarda Ne Arıyor?
Son dönemde uluslararası alanda yükseköğretimde özel girişimin 'serbestleşmesi' yaygınlaştı. Ancak bu eğilim, bilimsel ve kanıtlanmış argümanlarla eğitimin kamusal karakterinin korunması gerektiğini savunan birçok önemli kişi tarafından sorgulanıyor. Destekçilerinin taktikleri, gerçek amaçlarını gizlemek için çeşitli bahaneler uydurduklarını gösteriyor. Yurt dışına giden genç öğrenci sayısındaki artıştan üzüntü duysalar da, bu sorunun sadece özel üniversitelerin kurulmasıyla değil, kamusal kurumlarla da çözülebileceği sorusu yanıtsız kalıyor. Ülkenin asıl sorunu üniversite eksikliği değil, yeterli ve güvenceli yüksek mesleki ve teknik eğitim eksikliğidir.